Vejetaryen Beslenme ile Et İçeren Beslenme Karşılaştırması

Okuyuculara not : Bu makaleyi tam olarak anlamak için lütfen evrenin üç süptil bileşeni olan Sattva, Raja ve Tama konusunu inceleyiniz.

1. Vejetaryen ve et içeren beslenmeye dair manevi bir bakış açısına giriş

Vejetaryen olmanın mı yoksa et içeren bir beslenme düzenine sahip olmanın mı daha iyi olduğu konusunda geniş çaplı bir tartışma vardır. Her iki tarafın savunucuları da kendi tercihlerinin faydalarına dair görüşlerini kararlılıkla savunmaktadır. Ancak dünya genelinde giderek daha fazla insanın vejetaryenliğe geçtiği bir eğilim görülmektedir. Bu makalede, konuyu manevi bir bakış açısıyla ele alıyoruz.

2. Et temelli beslenmeye karşı vejetaryen beslenmenin manevi saflığı

Evrenin üç süptil bileşeni Sattva, Raja, Tama hakkındaki makalemizde, evrendeki her şeyin süptil düzeyde bu üç bileşenden oluştuğunu açıklamıştık.

3 bileşen Özellikleri Sıfat Örnek
Sattva Saflık ve bilgi Sāttvik Sāttvik insan – herhangi bir takdir veya ödül beklentisi veya art niyeti olmadan topluma hizmet ederek yaşar
Raja Eylem ve tutku Rājasik Rājasik insan – daha çok kişisel kazanç ve başarı için yaşar
Tama Cehalet ve atalet Tāmasik Tāmasik insan – başkalarının ayaklarına basarak ilerlemekten veya topluma zarar vermekten çekinmez

Gıdalar da buna dahildir; süptil düzeyde onlar da Sattva, Raja ve Tama süptil bileşenlerinden oluşur. Bileşen oranları, gıdanın vejetaryen veya et içeren bir beslenme olmasına göre değişir. Sattva saflığı ve bilgiyi temsil ederken, Tama cehaleti ve ataleti simgeler. Sattva bileşeni yüksek olan her şey manevi yolculuğumuza yardımcı olurken, Tama baskın olanlar manevi uygulamamızı engelleme eğilimindedir.

Manevi araştırma yoluyla elde edilen veriler şöyledir:

Süptil bileşen Vejetaryen Beslenme Et İçeren veya Vejetaryen Olmayan Beslenme
Sattva (%) 30 10
Raja (%) 20 20
Tama (%) 50 70
Toplam 100 100

Kaynak: SSRF.org tarafından yapılan Manevi Araştırma – Eylül 2020

Lütfen dikkat: Bu okumalar, her bir gıda kategorisi için genel ortalamayı temsil etmektedir. Balık, et içeren beslenme kategorisine dahildir ve Tama bileşeni beyaz ile kırmızı ete göre cüzi miktarda daha düşüktür. Bir kategori içindeki gıdalar da birbirinden çok az farklılık gösterir. Örneğin; et içeren beslenme kategorisindeki koyun eti ve tavuk eti; Sattva, Raja ve Tama bileşenleri açısından birbirinden cüzi miktarda farklılık gösterir.

Hayvan öldüğünde etteki Tama miktarının artmasının nedeni, öldürülme sırasındaki acının boyutudur. Ayrıca hayvandaki öfke ve intikam düşünceleri, ilkel bir zihin ve akla sahip olan bir bitkiye göre çok daha belirgindir. Tama bileşenindeki artışın ana sebebi budur.

Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, vejetaryen beslenme çok daha yüksek oranda süptil Sattva bileşenine sahiptir. Etteki Tama baskınlığının bir sonucu olarak, et yeme eylemi tāmasik bir faaliyettir ve kişiyi manevi seviyede olumsuz yönde etkiler.

2.1 Etin süptil bilgiye dayalı çizimi

Aşağıdaki süptil bilgiye dayalı çizim, sağlıklı görünen bir parça etin altıncı his görüsüyle bakıldığında nasıl göründüğünü göstermektedir. Bu süptil bilgiye dayalı çizim, Bayan Yoya Vallee (Paris, Fransa) tarafından çizilmiştir.

2.2 Muzun süptil bilgiye dayalı çizimi

Aşağıdaki süptil bilgiye dayalı çizim, muz gibi sāttvik bir meyvenin altıncı his görüsüyle bakıldığında nasıl göründüğünü göstermektedir. Bu süptil bilgiye dayalı çizim, Bayan Yoya Vallee (Paris, Fransa) tarafından çizilmiştir.

Meyvedeki yüksek sāttviktā nedeniyle, meyveler törensel ibadetlerde Tanrı’ya sunulur.

2.3 Üretim çiftliklerindeki hayvanlara yönelik muamelenin et üzerindeki etkisi

2.3.1 Kesim öncesi hayvanlara yönelik muamele

Dünya genelindeki üretim çiftliklerinde hayvanlar genellikle sadece kâr amaçlı sömürülecek birer ticari mal gibi görülmektedir. Hayvancılık sektöründeki bu tutum; kurumsallaşmış hayvan zulmüne, devasa çevresel yıkıma, kaynakların tükenmesine, ayrıca hayvan ve insan sağlığı risklerine yol açmıştır. Aşağıda, Farm Sanctuary tarafından hazırlanan ve hayvanlara yönelik suistimalleri gösteren bir video yer almaktadır.

Manevi bir perspektiften bakıldığında, hayvanlara kötü muamele etmek ve onları katletmek günahtır (Bkz. Bölüm 3.3).

2.3.2 Kesim yönteminin et üzerinde manevi bir etkisi var mıdır?

Kesimden hemen önce sersemletilmek üzere zapt edilen sığırDünyadaki bazı gelenekler ve dinler, bir hayvanın belirli bir şekilde kesilmesini şart koşar; aksi takdirde o toplumun o eti yemesi helal/izinli kabul edilmez. Mezbahalarda hayvanları elektrik şokuyla veya bayıltıcı tabancayla sersemletmek yaygın bir uygulamadır. Bu işlem, şah damarı ve ana toplardamarın bıçakla kesildiği işleme hattına alınmadan önce hayvanı bilinçsiz hale getirir. Bu eylem kanın boşalmasına neden olur ve hayvan kan kaybından ölür.

Ancak bazı topluluklarda hayvan kesimi için aranan şartlardan biri, hayvan sersemletilmeden atardamarın kesilmesidir; böylece hayvan kan kaybederek ölür. Etin yenmesine ancak o zaman izin verilir. Bu şekilde kan kaybederek ölme süreci iki dakikaya kadar sürebilir. Hayvan hakları grupları, zalimce olduğu ve hayvanın çok acı çektiği gerekçesiyle bu yöntemi protesto etmektedir. Bu toplulukların sözcüleri ise tam tersini savunarak acı seviyesinde bir fark olmadığını öne sürer; ana damarın kesilmesinin ani bir kanamaya yol açtığını, kan basıncının hızla düşmesiyle beynin anında kansız kaldığını ve acı hissetmek için zaman kalmadığını savunurlar. (Ref: BBC.com 2003)

Bu konu üzerine yaptığımız manevi araştırmalarda şunları bulduk:

  • Bir hayvan öldüğünde, tıpkı öldürülen bir insan kadar acı hisseder. Ancak, hayvanın akıl ve zihin gelişimine bağlı olarak bu acıyı kavrayışında bir fark olabilir. Bir hayvanın hayatı çoğunlukla yiyecek ve cinsellikle sınırlıdır; oysa bir insanın hayatında bağlandığı çok daha fazla husus vardır, bu nedenle insanın acısı çok daha fazladır.
  • Yukarıda belirtilen toplulukların şart koştuğu şekillerde kesildiğinde, hayvanın çektiği acı önemli ölçüde artış gösterir. 1’den 100’e kadar olan bir ölçekte, bir hayvanın vücut parçaları yavaş yavaş kesilerek öldürüldüğünde yaşadığı acı 100 birim ise;
    • Mezbahalardaki normal yöntemle kesildiğinde çektiği acı 30 birimdir.
    • Söz konusu toplulukların geleneklerine göre kesilen hayvanların hissettiği acı 50 birimdir.
  • Acıdaki bu artışın bir sonucu olarak, etteki süptil Tama bileşeni yükselir. Bu durum, kısmen hayvanın kendisini bu toplulukların şart koştuğu şekilde öldüren insanlara karşı artan öfke düşüncelerinden de kaynaklanır.

Buradaki paradoks şunadır: Bu topluluklar inançlarına uygun olması için bu yöntemi kullansalar da aslında etin manevi kirliliği artmakta ve daha yüksek oranda Tama baskın et tüketmektedirler. Manevi araştırmalar yoluyla elde edilen aşağıdaki süptil veriler de bunu göstermektedir.

Hayvanın sersemletilerek öldürülmesi ile sersemletilmeden boynunun kesilmesi arasındaki manevi kirlilik karşılaştırması

Süptil bileşen Hayvanı önce sersemleterek öldürme Bir hayvanın boynunu keserek ancak omuriliğini kesmeden, kan kaybederek ölmesine izin vererek öldürme
Sattva (%) 10 5
Raja (%) 20 15
Tama (%) 70 80
Toplam 100 100

Kaynak: SSRF.org Tarafından Yürütülen Manevi Araştırma – Eylül 2020

Yukarıdaki verilerden de göreceğimiz üzere, Sattva bileşenindeki azalmaya eşlik eden belirgin bir Tama artışı söz konusudur.

2.4 Bitkiler de öldürüldüğünde acı çekmez mi?

Evet, bitkiler de öldürüldüğünde veya parçaları koparıldığında acı çekerler. Ancak acıyı kavrayışları hayvanlara göre daha azdır. Bunun sebebi, bir bitkinin akıl ve zihninin bir hayvana kıyasla henüz tam gelişmemiş (ilkel) olmasıdır. Bununla birlikte, bir meyve veya sebze tam olgunlaştığında koparılırsa veya ağaçtan kendiliğinden düşerse, bitki nispeten hiç acı duymaz.

2.5 Et pişirme yöntemi

Et ızgara yapılırken genellikle üç şekilde pişirilir: az pişmiş, orta veya iyi pişmiş. “Az pişmiş”, çiğ ete yakındır; içi kırmızımsı kalır, dışı pişmiştir. Diğer uçta ise dışı mühürlenmiş, içi tamamen kahverengi ve lifli olan “iyi pişmiş” et vardır.

Bifteklerini az pişmiş seven kişilerin, hayaletler (iblisler, şeytanlar, negatif enerjiler vb.) tarafından sömürülme veya ele geçirilme olasılığı daha yüksektir. Bunun sebebi, çiğ etin iblis türü negatif enerjiler tarafından tercih edilen bir yiyecek olmasıdır. İyi pişmiş biftekler, az veya orta pişmiş olanlara kıyasla daha az süptil Tama bileşenine sahiptir.

2.6 Artan Tama bileşeninin etkisi ne kadar sürer?

Tama baskın gıdalar düzenli olarak tüketildiğinde vücut aşırı Tama bileşeniyle yüklenir. Bir kişide Tama bileşeninin artmasının birçok negatif yan etkisi vardır. Bu Tama bileşeni ancak manevi uygulamanın altı temel ilkesine uygun bir manevi çalışma yapıldığında dağılabilir. Ancak çoğu insan manevi uygulama yapmadığı için bu Tama bileşeni kişinin bedeninde, zihninde ve aklında birikir.

Et yemeyi bıraktıktan sonra vejetaryen olmayan beslenmeden kaynaklanan tama bileşenini etkisiz hale getirmek için geçen süre

Ortalama bir manevi seviyedeki bir kişi et yemeyi bırakıp vejetaryen olursa, vejetaryen olmayan bir beslenmeden kaynaklanan yüksek süptil Tama etkisini üzerinden atması yaklaşık 30 yıl sürer.

Kişi manevi uygulamanın altı temel ilkesine uygun manevi uygulama yapıyor olsa bile, Tama baskın bir beslenmenin yarattığı kötü etkileri gidermesi ortalama 5 yıl sürer. Bu süre, et yemeyi birden bırakması ve günde 4-5 saat (6 temel ilkeye göre) manevi uygulama yapması durumunda geçerlidir. Eğer kişi vejetaryen olmayan beslenmeyi kademeli olarak bırakırsa, daha fazla Tama baskın vejetaryen olmayan beslenmenin yarattığı kötü etkilerin üstesinden gelmesi 10 yılını alır.

2.7 İnsanlardaki köpek dişleri et tüketimi için değil midir?

İnsanlardaki köpek dişleri et tüketimi için değil midir?İnsanlarda köpek dişlerinin işlevi yiyecekleri koparmaktır. Et içeren beslenmeyi savunanlar, Tanrı’nın bize köpek dişlerini et yiyebilmemiz için verdiğini iddia ederler. Bu geçerli bir argüman değildir. Sırf tırnaklarımız var diye hayvanların yaptığı gibi başkalarını tırmalamamız gerektiğini söylemek gibidir. İnsanların köpek dişlerine sahip olması, et yemeleri gerektiği anlamına gelmez.

Manevi bir perspektiften insan olarak doğmanın amacı Tanrı İdrakidir. İnsanlar ve hayvanlar arasındaki temel fark; sadece insanların, kendilerini Tanrı İdrakine itecek sattvik faaliyetlere yönlendirebilecek gelişmiş bir zihin ve akla sahip olmalarıdır. Bu doğrultuda, insanların etçil hayvanların yaptıklarını ve yediklerini kopyalamamaları manevi olarak tavsiye edilir.

2.8 Sarımsak ve soğan yemeye dair manevi bir bakış

Sarımsak ve soğan yemeye dair manevi bir bakışBazı topluluklar soğan ve sarımsak yemekten kaçınırlar. Bunun manevi perspektifi nedir? Soğan ve sarımsak, daha yüksek oranda süptil Raja bileşenine sahiptir. Bu nedenle, Ayurveda bilimine göre iştahı artırmak için soğan ve sarımsak içeren bir beslenme önerilir. Orta karar soğan ve sarımsak tüketiminden kaynaklanan Raja artışı; orta (4-5 saat) veya yoğun (10-12 saat) manevi uygulama yapan bir kişinin artan Sattva bileşeni sayesinde çok çabuk dengelenir.

2.9 Süt, yoğurt ve peynire manevi bir bakış

  • İnek sütü tüketildiğinde kişinin Sattva bileşenini artırmaya yardımcı olur. Tüm süt türleri arasında en sattvik olanı inek sütüdür.
  • Yoğurt ve ayran, süte göre daha az sattviktir.
  • Sütten başka ürünler hazırlandığında (özellikle lor peyniri yapımında olduğu gibi sütün bozulma/mayalanma sürecinden geçtiği durumlarda), Sattva bileşeni azalmaya ve süptil Tama bileşeni artmaya başlar.

3. Beslenmenin insan üzerindeki etkileri

3.1 Fiziksel düzeyde

Et içeren bir beslenme düzeninde Tama bileşeni arttığı için, çeşitli hastalıklara yakalanma olasılığı daha yüksektir.

3.2 Psikolojik düzeyde

Et içeren beslenmeden kaynaklanan Tama artışı; çeşitli arzularla ilgili düşüncelerin ve cinsel düşünceler, açgözlülük, öfke vb. gibi diğer tamasik düşüncelerin artmasına neden olur.

3.3 Manevi düzeyde

  • Tama baskın et içeren bir beslenme düzenine sahip olan kişi, hayaletlerin (iblisler, şeytanlar, negatif enerjiler vb.) saldırılarına daha açıktır. Diğer tüm faktörler eşit olduğunda, et yiyen bir kişinin hayaletler tarafından ele geçirilme olasılığı vejetaryen birine göre %20 daha fazladır. Bunun nedeni, etin şeytani güçler tarafından sevilen bir gıda grubu olmasıdır. Manevi uygulamaları gereği Maneviyatı toplumda yaymaya çalışan arayışçılar, et içeren gıdalar tükettiklerinde etkilenmeye daha da açıktır. Çünkü üst düzey hayaletler, onları rahatsız etmek için artan süptil Tama bileşeninden yararlanırlar.
  • Vejetaryen beslenmedeki yüksek Sattva oranı manevi uygulama için elverişlidir.

    Beslenmenin manevi uygulama üzerindeki etkisi

    Örnek: Matthew %30 manevi seviyededir. 6 temel ilkeye göre günlük 4-5 saat manevi uygulama yapmaya başlar. Eğer vejetaryen olmayı seçerse, %40 manevi seviyesine ulaşması, vejetaryen olmayan beslenmeye devam etmesine kıyasla 20 yıl daha hızlı olacaktır.

    Tanrı İdraki için 3 süptil bileşenin de ötesine geçmemiz gerekir. Bu nedenle manevi uygulama yoluyla, zaten bu 3 bileşenden oluşan beğeni ve beğenmeme durumlarımızın ötesine geçmeliyiz. Pratik olarak bu durum %90 manevi seviyenin ötesinde gerçekleşir. Bu seviyeden sonra kişinin ne yediği, içindeki 3 süptil bileşenin oranını değiştirmez.

  • Vejetaryen olmayan yiyecekleri yiyerek günaha girer miyiz? Cevap evettir; hayvanları öldürdüğümüzde günaha gireriz. Günahın %50’si kasap/mezhaba çalışanlarına, diğer %50’si ise eti yiyen kişiye aittir. Bu son %50, o hayvanın etini paylaşan kişiler arasında bölünmez. Bunun yerine, eti yiyen her bir kişi, bir hayvanı öldürmenin toplam günahının %50’sine eşdeğer bir günah işlemiş olur. Eğer kasap öldürme eyleminden zevk alıyorsa, onun payına düşen günahın şiddeti artar. Çoğu durumda mezbahalarda çalışanlar hayaletlerin etkisi altındadır veya onlar tarafından ele geçirilmişlerdir. Bu durum, kendi kişilik kusurlarıyla birleşince hayvanlara karşı acımasız bir tutum takınmalarına neden olur. Mezbaha işçilerinin/kasapların hayaletler tarafından ele geçirilme olasılığı daha yüksektir çünkü işleri Tama titreşimleri yayar ve bunlar negatif enerjilerin tercih ettiği şeylerdir.
  • Bir kişi %60 manevi seviyeye ulaştığında, beslenmesinin vejetaryen olup olmaması çok daha az fark yaratır. Çünkü manevi gelişim açısından, manevi duyguyla zikretme yeteneğinin önemi, beslenmesinin önüne geçer. Manevi bilime göre %60 seviyesindeki bir kişi için:
    • Vejetaryen beslenmenin sağladığı süptil Sattva artışı %0.0001’dir.
    • Ancak manevi duyguyla zikir yapıldığında süptil Sattva bileşeni %5 artar.

Bununla birlikte, %60’ın üzerindeki bir arayışçı et yemeye devam ederse, manevi uygulaması işlenen günahı etkisiz hale getirmek için harcanacağından manevi gelişimi olumsuz etkilenebilir. Genellikle bir kişinin manevi seviyesi arttıkça daha sattvik hale gelirler. Sonuç olarak, Tama baskın olan et içeren gıdalara karşı daha hassas ve isteksiz olurlar. Bu nedenle, yüksek manevi seviyelerdeki insanlar, et yediklerinde sıkıntı verici etkiler hissettikleri için çoğunlukla vejetaryendirler.

4. Vejetaryen olmayan beslenme konusunda bazı yapılması ve yapılmaması gerekenler

  • Eğer kişi eti bırakamıyorsa, en azından şu zamanlarda ondan uzak durması önerilir: Gündoğumu, günbatımı, tutulma anları, gece vakti, dolunay ve yeniaydan iki gün öncesi ve sonrası ile bu günlerin kendisi. Tüm bu zamanlarda hayaletler daha aktiftir ve ortamdaki artan Raja-Tama bileşeninden yararlanabilirler. (Gündoğumu sattvik bir zaman dilimi kabul edilse de Tama baskın olan karanlığın etkisi hala sürdüğü için dahil edilmiştir.)
  • Eğer kişi manevi uygulamasında ciddiyse, sadece vejetaryen beslenmesi tavsiye edilir.